Söyleyemediklerim

Mimosa pudica

3 Haziran 2016 ✍️ Yazılar
Mimosa pudica

Bilinçli olarak bu bitkininin latince ismini kullandım ki, sanki bu konuda her şeye hakimmişim gibi gözüksün. Zaten senden de kaçmaz ama, şansımı deneyeyim dedim...

Pudica latince "iffetli" demekmiş. İngilizceye çevirirken de utangaç, büzüşen vs gibi çeviriyorlar. Türkçe de ise bu çiçeğe Küstüm Çiçeği ya da otu diyorlar. Brezilya kökenli.

Bu isimleri almasının sebebi, kendisine dokunulduğunda yaptığı kapanma hareketi. Önce bu hareketi nasıl yaptığından bahsedeyim: Yaprakları gövdeye bağlayan dalların dik durmasını sağlayan su dolu bölmeler var ve bu bölmeler, herhangi bir dokunma anında oluşan elektrik akımı nedeni ile tetikleniyor ve içindeki suyu yaprağa doğru yönlendiriyor. Bu sayede, boşalan kesecik nedeni ile yaprak aşağı ya da içe doğru bir hareket yapıyor. Yani bitki deyip geçmemek lazım. Tıpkı insanlar gibi, onların bedenlerinde de elektriksel tepkiler mevcut. Tabii bu hareketi yaptıktan sonra, eski haline gelmesi için de yaklaşık 20 dakika geçmesi gerekiyor.

Aslında bu hareketi nasıl yaptığından çok neden yaptığına bakmak lazım. Tabii ki doğadaki tüm varlıklar gibi, Küstüm Çiçeği de kendini zararlılardan korumak için yapıyor bunu. Bu sayede böcekleri kendinden uzak tutuyor. En azından ürkütebileceklerini uzak tutuyor.

https://youtu.be/LfUC6S7oW3M

Bu kadar google bilgisi yeter. Gelelim konumuza...

Bitkilerin ruhu var diyenler olmasına rağmen, ben hala olmadığına inanıyorum. Biz ruhu olanların da, hareketlerini değişen durumlar karşısında, şartlara uygun olarak yapmalarını sağlayan akıl mekanizması olduğunu düşünüyorum. Düşünüyorum diyorum çünkü akıldan yoksunlar olduğunu da gözlemliyorum maalesef.

Her gün, ama istisnasız her gün, çevremizde istemediğimiz durumlar ve davranışlar oluyor. Bu durumlar karşısında, çeşitli tepkiler veriyoruz ve aslında doğru ya da yanlış, kendimize zarar verdirmeyecek bir şekilde, o durumu yönetiyoruz. Kimi konuyu çözmek için çaba sarfederken, kimi küstüm çiçeği gibi içe kapanmayı tercih ediyor. Eğer (doğru olur mu bilmem ama) Küstüm Çiçeği için empati yaparsak, aslında zararlı olabileceğini düşündüğü böcekleri kendisinden uzak tutmak için, kendisi açısından doğru bir hareket yapıyor. Evet, böcekler kendisine zarar verebilir, ama tüm böcekler mi? Peki, olaya bir de böcek açısından bakarsak, belki kısa bir dinlenme arası vermek istemiş bir kelebek olamaz mı bu böcek? Küstüm Çiçeği, kendisini zararlılardan korumak için, bir kelebeği de diğer zararlılar grubunda değerlendirip, ona haksızlık etmiş olmaz mı? Zaten kelebeğin ömrü eğer bir gün ise, ayıp değil mi Küstüm Çiçeğinin yaptığı? Küstüm Çiçeği küse dursun, kendisini güvende hissetmek için yaptığı davranış, onu yanlızlığa ve yanlışa itmiyor mu?

Biz de benzer yaklaşımlar sergilemiyor muyuz? İhtiyacı olan birisine, sırf zarar verebilir diye arkamızı dönmüyor muyuz? Etrafımızdaki olumsuzlukları baz alıp, iyiliği kötülükler karşısında kurban etmiyor muyuz? Bir kere kandırıldık mı, ikincide hemen pes etmiyor muyuz? Halbuki iyilik kazanmalı değil mi? On kere, yüz kere, bin kere zarar görsek de, doğrudan ayrılmamalı değil miyiz? Daha ne kadar kabukların içine, duvarların ardına saklanacağız? Küçük dünyamızda, daha ne kadar sanal bir mutluluk yaşayacağız? Ya da ne kadar yargısız infazlar yapacağız?

Sözüm meclisten dışarı ve benim sana güvenim tam. Sen zaten küstüm çiçeği değil, günebakan olmayı tercih edersin... Eminim... Şşşşşş kime diyorum??? Alooooo... Küstün mü yine?